06 Temmuz 2009 Pazartesi

annem ve teyzem

annem evden hiç ayrılmadığı için öfkelidir ailesine karşı genelde... teyzem uzun süre ailesiyle birlikte olamadığı için kırgındır biraz... bir de dayım var ama onun ne hissettiği hakkında bir fikrim yok... hepsinin arasında üçer yaş var, annem en büyükleri teyzemse ailenin küçüğü...

ilkokulu yatılı okumuşlar... dedem annemi kız başına onca yolu gidip gelmesin diye dayımla birlikte yazdırmış ilkokula; annem iki yıl geç başlamış, dayım bir yıl erken... bir söylentiye göre dedem, dayımı yaşı küçük diye okula yazdırmak istemeyen müdürü 'o zaman ikisi de gitmiycek' diye tehdit etmiş... annem hep ablalık yapmış, saçlarını falan kesermiş sınıf arkadaşlarının... orta okulu nerde okuduğunu bilmiyorum o sıralar ç.kale'nin merkezine taşınmışlar... öğretmen okulunu kazanmış annem, o zamanlar zormuş kazanmak gerçi şimdi de pek kolay değil... ama gönderememişler ticaret meslek lisesine gitmiş, şimdi o okulu imam hatip lisesi olarak kullanıyorlar, önünden geçerken şöyle bir iç geçiriyor... çalışmaya başlamış sonra muhasebeci olarak bir orta okulda... kardeşleri okumaya devam ederken o çalışmış, evin büyük kızının sorumluluğu... hep çanakkale'de kalmış ama hep ç.kale'de kalmak hiç istememiş... iş arkadaşlarıyla her gün kordon turu yapıp mısır yerlermiş, mutlulukla anlatıyor o günleri... ama içi buruk biliyorum, daha iyisini yapabilecekken engellendiği için kızgın... öğretmen olamadığı için kızgın...

teyzem... abisi ve ablasının okuduğu yatılı okula gitmemek için yalvarmış... 4 yıldır evin tek çocuğu olmanın keyfini sürüyormuş... o ilkokul üçteyken ananemler ç.kale'ye taşınmış... ne yapıp edip kaydını ç.kaleye aldırmış o da... annemin tersine teyzem ailesinden ayrılmak hiç istememiş... orta okulu bitirince ankara'da ziraatla ilgili bir okulu kazanmış, günlerce saklamış kazandığını bildiren zarfı... o zamanlar annemde çalıştığı için malii durumları daha iyiymiş, ankara'ya göndermişler onu... o ankara'dayken ananemin yanına okumaları için gönderilen akraba çocuklarını çok kıskanmış, benim yerime onlara bakıyorlar demiş içten içe... ankara'da çok güzel günleri olmuş, çok güzel anıları... sonra doğu görevi, tayinler falan filan derken ancak kardeşimin doğduğu yıl 1990'da dönebilmiş ailesinin yanına...
bu yüzden pek anlaşamazlar birbirleriyle annem ve teyzem, çoğu zaman kıskanmışlardır belki... birbirlerinin yerinde olmayı çok istemişlerdir... teyzem iyiki yaşamışım, gezmişim der ama buruktur içi... annemde mutsuz sayılmaz ama ananemi çoğu zaman tersler, kırgındır ona, oysa onu sevindirmek öyle kolay ki... ananemin, annemin bu tavırlarına çok üzüldüğünün farkındayım, o yüzden çoğu zaman korumaya çalışırım onu annemin kırıcı, umursamaz sözlerinden...

liseyi yatılı okumama neden bu kadar istekli olduklarını anlamamıştım o zamanlar, belli ki annem ikna etmişti babamı, hayallerini gerçekleştirmem için... lise'de eve çıkmak istediğim de ailenin asi kadınları annem ve teyzemi bulmuştum arkamda erkek olarak da yanlarında kardeşimi getirmişlerdi... iki odalı bir aparta yerleşmiştim... belki onları bu konuda yüzüstü bıraktım, o yüzden annem benimle konuşmazken babamın yüzünde haklı çıkmanın gülümsemesi vardı...

teyzem beni kendine hep yakın buldu, ailemden uzakta okuduğum için ama ben onun gibi değil daha çok annem gibiydim dışarıda okumak konusunda...

wuuwww! uzun olmuş... sonuçta hepsini seviyorum...

04 Temmuz 2009 Cumartesi

tokat

ikea'dan bir 'çılgın çarşamba günü'nde aldığımız yatağımıza uzanmış; onun haklı olduğunu düşündüğü, benimse ona hak verdiğim ama benim herhangi bir suçum olmadığını düşündüğüm az önce yaşadığımız olayı geçiştirmeye çalışıyoduk...
...
-tuğçe'yle arkadaşlığını bitirmeni istiyorum, dedi...
-yapamam
-neden?
-çünkü beni sevdiğini hissediyorum...

bir şey demedi... belki kendi kendine az da olsa bana hak verdi... belki daha sonraya erteledi konuşmayı ama benden tekrar böyle bir şey istemedi...

yapamazdım... ben, beni sevdiğini hissettiğim insanlara değer veririm... hem bu olayda benim bir suçum olduğunu düşünmüyordum, hem de bir başkası için arkadaşlarımdan uzaklaşma hatasını daha önce yapmıştım...

23 Haziran 2009 Salı

karışık cd

bir dizi izliyordum da birden aklıma geldi...
bana karışık cd yapan bir kişi var sadece o da bir kız arkadaşım...
baya da kapsamlı bir cdydi aslında içinde beraber olduğumuz zamanlarda çekilmiş bir sürü de fotoğraf vardı... cdye benim beğenebileceğim bir sürü şarkı koymuştu...
cdnin üstüne de resimler çizmiştik bir sürü... hala saklarım ve ilginçtir ki hala çalışıyor...

22 Haziran 2009 Pazartesi

sessizlik

bana televizyonda izlediği bir şeyleri anlatıyordu...
biliyo musun artık seninle konuşmaktan zevk almıyorum, senin düşününce ağlayasım geliyor, galiba uzaktan ilişki yürütemiyorum zaten son zamanlarda birlikteyken de pek başarılı değildim, dedim...
sustu... 30 saniyelik bir sessizlikten sonra da telefonu kapattı...

en azından son 10 konuşmamızda telefonu üzülerek kapatıyordum...

o konuşmadan sonra üzülmedim...
hatta şu an kendimi huzurlu hissettiğimi bile söyleyebilirim...
ama onu seviyorum...
üzülmüş olmalı ya da üzülmüş olmasını dilerim...
şu ayrılma düşüncesini kafamdan atmam için bana hiç yardım etmedi...

yazıyı bitirince bir sigara içip onu arıycam... bir şeyler söylemeli, belki de telefonunu kapatmıştır ama bu kaçmak olur...
aynı zamanda guruludur beni tekrar aramaz...
bakalım...
aslında onu üzmek istemiyorum...
onu seviyorum...
ama içimde bağdaştıramadığım şeyler var...

20 Haziran 2009 Cumartesi

sevgilimle bazı sorunlarım var...
şimdi farklı şehirlerdeyiz ve ben ilişkiyi uzaktan yürütme konusunda olumsuz düşünüyorum...
ben onu uzakta da olsa hayatıma katmak istiyorum, oysa senin beni sevdiğini bildiğim sürece 3-4 gün aramasan da farketmez modunda... bilmiyorum...
derdim öyle bıdı bıdı mesajlaşmak değil, ondan sadece günde bir kez doyurucu ve samimi bir konuşma istiyorum... beni şimdi yemek yiyiyorum, arkadaşlarla oyun oynuyoruz gibi bahanelerle ertelediğinde sinir oluyorum... ve olmak istemediğim biri olup çıkıyorum...
dün akşam günlüğümde onun hakkında yazdığım bir kaç şeyi okudum...
"onun yanımda kendimi daha cesur hissettiğimi" yazmışım. şimdi beni daha çok zayıflatıyor...
dün onunla bu konuda doyurucu bir tartışma yaptık, o alttan almayı hep bilmiştir... sinirim geçtiğimde onu arayacağımı söyledim... aslında bu konuda onu daha önce uyarmıştım, sinirimi bozan hatalarını tekrar etmesi...
bilmiyorum, konuşmak için kafamdan ayrılma düşüncesinin gitmesini bekliyorum...

19 Haziran 2009 Cuma

bazı şeyler...

açıklanmayan bir tek notum kaldı, o da bütünlemeye girdiğim türk dili... aslında edebiyatta kötü değilimdir ama 30 puanlık bir "iş kazası tutanğı yazma sorusu" beklemiyordum. işte ondan BC alırsam geçiyorum...
garip bir yıldı ya... bir çok şey yaşadım, ama en önemlisi aşık olmam heralde... aşk sizde de karşınızdakilere ya da kendi hayatına göre dönem dönem gelip giden bir şey mi? bilmiyorum bir insana bağlanmak üzücü olabiliyormuş... üzdüğü kadar mutlu etmese keşke... aslında onu da anlıyorum kabul etmekte zaman zaman zorlandığı şeyler var...
büyüdüm sanırım, artık herkes bana farklı bir gözle bakıyor... daha olgun görünüyorum sanırım gözlerine, amcamlara falan uğradık eve gelirken beni bir yıldan uzun süredir görmüyorlardı... gözlerindeki o şaşkınlı farkettim... artık nerdeyse 20 yaşında sayılırım...
sanırım artık daha fazla yazıcam...
içimde kalan bazı şeyler var gibi...

14 Mart 2009 Cumartesi

deneme ihtiyacım

bugün daha önce hiç yürümediğim kadar yürüdüm...
pazara gitmek için sözleşmiştik sınıftaki bir kaç kızla... maviyle yeşil arası ama daha çok maviye kaçan kısa kollu bir tişört aldım kendime... sonra koptuk birbirimizden o kalabalıkta... pazardan çıktığımda bu şehre ilk geldiğimde bana tüm yardımseverliğiyle yaklaşmış eski bir arkadaşım vardı...
hadi alsancağa yürüyelim, dedi... tamam dedim... yürüdük... yürüdük... yürüdük... ama alsancak'a yürüyerek ulaşmanın imkansız olduğunu bilmiyorduk... yürürken yeşil aramış duymamışım, bu haftasonu direksiyon sınavına girmek için kendi şehrine gitmişti, babasıyla çıkacağımız ev için gereken para hakkında konuşacaktı... konuşmuş, bayağı uğraşmış gereken parayı vermesi için... sonra bana karar vermemi söyledi, hemen evet diyemedim... düşün dedi karar verdiğinde beni ara...
düşündüm... yürürken düşünmeyi severim...
saatler geçti belki... biz çok yanlış yerlere geldik, iki kızın yanlız gelmemesi gereken yerlere, geri dönmenin en iyisi olduğu yerlere... korkmuştuk...
yürüdük... ne kadar fazla yürüdüğümüzü gördüğümüz ilk durakta bindiğimiz otobüsle alsancak'a giderken farkettik... hala yürümeye devam ederken yeşil'le tekrar konuştum...
ailemi gözden çıkaramıyorum, dedim... böyle bir şey yaptığımı öğrendiklerinde olacakları hayal etmek istemiyorum... ama eve çıkmayı bu kadar hayal ettikten sonra yurda da dönemem ve seninle eve çıkmayı gerçekten istiyorum... böyle bi' kararı yalnız veremem... O; kararımı etkilemek istemediğini benimle eve çıkmayı çok istediğini ama vazgeçersem anlayacağını söyledi... ben, galiba hala karar veremedim dedim... güldü... daha sonra onu arayacağımı söyleyip telefonu kapattım ve oturduğumuz banktan kalkıp yürümeye devam ettik, insancıl yerlere yaklaşmıştık artık korkmuyorduk...
alsancak'a ulaştık... kitapçıya gittik, tülay'ın sipariş ettiği bir kitap varmış, yarım saat falan oyalandık orda... öyle kitaplara bakıyordum... rasgele bir sayfa açıp bi kaç cümle okuyordum... şiir bölümüne geçtim sonra elime bir kitap aldım...

"Yaşamına güçlülük verecek tek şey,
güç eksikliği duyman olacak
-ancak bunu duyarsan; yaşama güçlüğü çekersen,
güçlülük arayışına girebilirsin; onu da -belki-
elde edebilirsin - ama, edemeyebilirsin de...

Yaşam hep ya daha yüksek güce yönelmiştir,
ya da daha derine batışa...

Yaşamın,
ya yükselme,
ya da batma
olacak."

kitabı aldım...
dönerlerimizi beklerken yeşil'i tekrar aradım... cesaretim geri gelmişti, kendimi rahatlatmıştım... çıkalım, dedim... sevincini belli edemedi... gün boyunca hep ailesinin yanındaydı rahat konuşamadı... sürekli ailesinin yanında olması biraz garip aslında, babannesi hastaydı bir şey olmuş olabilir, belki de gerçekten çok özlemiştir ailesini... bilmiyorum, bir şey söylemedi...
bornova'ya döndük... tülay'a çıkacağım evi gösterdim, çok beğendi... gerçekten güzel bi ev... karşı komşumuzu da gördüm eve tekrar bakarken, bir bebekleri var, genç bir çift...
10:30 civarı çıkmıştık yurttan, yurda döndüğümüzde saat 18:00 civarıydı... saçlarımızı kestirip, hızma yaptıracaktık, hiç birini yapacak halimiz kalmamıştı...

hadi beni cesaretlendir


artık kendi kararlarımı kendim verecek kadar cesur hissediyorum kendimi... aile faktörünü gözden çıkaracak kadar cesur...
hala büyüyorum işte, değişiyorum doğal olarak... hiçbir şey isteklerimin önünde dursun istemiyorum... bu gençliğin verdiği bi cesaret de değil... 17 yaşındaydım o çağı atlattığımda, o zamanlar yaptığım şeyler bile çıkartılıyor karşıma hala... ama üç yıl geçti üstünden nasıl yaşamak istediğimi az çok biliyorum artık... ailemin elini üstümden çekmek istiyorum... gerçekten kendi ayaklarımın üstünde durmak istiyorum, onların desteği olmadan... çünkü destek vermiyorlar artık istediklerime, onların destekleri olmadan da başarabilmeliyim...
ufak tefek işler yapıcam dönem içinde... belki yazında izmir'de kalırım çalışmak için... hiçbir şey isteyip sormıycam artık... ikinci dönem ders bırakmamaya çalışıcam, burs şansımı yok ediyor...
ve garip bir rahatlama var üstümde, gerçi bu rahatlamanın başlangıcı gayet tedirgindi... ama farkettim ki kararımı verince kim ne derse desin önemsemiyorum...